06.08.2019 12:41 Prof. Dr. Suat KOLUKIRIK A- A+

Uluslararası Göç ve Suriyeliler: Bir Uyum Modeli Önerisi

Uluslararası Göç ve Geçici Koruma Statüsündeki Suriyeliler: Bir Uyum Modeli Önerisi

Suat KOLUKIRIK

BM'nin Uluslararası Göç Örgütü raporu

Giriş

Düzensiz ve uluslararası ölçekli gerçekleştirilen göç hareketlilikleri, gittikçe derinleşen ve ortaya çıkardığı etkileriyle ortak bir çabayı gerekli kılan alandır (Castell ve Miller, 2008:13). Bireysel faktörler kadar; coğrafi, kültürel, sosyal ve ekonomik faktörlerin tetiklediği göç yolculukları, küresel eşitsizliklerle birlikte farklı sosyal boyutlara ulaşmakta ve ülkeler arası insani sorunlara yol açabilmektedir. Çoğu zaman öteki, yabancı, kaçak ya da göçmen olarak tanımlanan bu görünüm kendi içerisinde de tartışılmakta ve irdelenmektedir. Diğer bir ifadeyle uluslararası nitelikli düzensiz göç hareketlerinin bir zorunluluk mu yoksa ihtiyaçlar karşılaşması mı olduğu sorusu önemli bir tartışma konusu olarak güncelliğini korumaktadır.

Tarihsel açıdan değerlendirildiğinde uzun mesafeli göç hareketliliğinin yerleşik ve göçebe toplumlar özelinde farklılaştığı, bununla birlikte göçe yol açan temel etkenin daha çok ekonomik etkenler olduğu görülmektedir. İnsanlar ya da toplumlar daima kendini gerçekleştirme ya da bir varoluş çabasıyla daha iyiyi ve refahı arzulamışlardır. Bugünkü uluslararası nüfus hareketliliğinin güney coğrafyalardan kuzeye doğru oluşu da bir yönüyle yaşam standartları ve ekonomik beklentilerin bir ürünüdür (İçduygu vd., 2014:28).  Özellikle batının sahip olduğu maddi imkanlar dünyanın geri kalanında cazip görülebilmekte, uzun ve tehlikeli yolculuklar göze alınabilmektedir. Bu manada teknolojik gelişmişliğin belirginleştirdiği yaşam tarzı farkındalığı yanında göç üreten coğrafyaların bir türlü üstesinden gelemediği yüksek yaşam standartları uluslararası göç hareketliliğin bilindik boyutlarıdır.

Göç literatürü ve kuramları bağlamında değerlendirdiğimizde günümüz dünyasının yaşadığı çoğu göç örneğinin, kendisine özgü olduğu ve farklı tanımlamalar taşıdığı söylenmelidir (Çağlayan, 2006:68). Zaman, mekan ve insan boyutları içerisinde ortaya çıkan kitlesel göç hareketleri kendiliğindenlik özelliği çerçevesinde ve kendi oluşum koşulları içerisinde anlam bulmaktadır. Bir boyutuyla yerel ve uluslararası nüfus hareketliliği ve göç süreçleri farklı dinamiklerin bir sonucu olarak sürekli bir dinamizmi ve denge arayışının sonucu olarak sürgit devam etmektedir.

Suriye Krizi, Göç Dalgası Ve Geçici Koruma

Suriye krizi; Arap Baharı söylemiyle Ortadoğu coğrafyası üzerinde dizayn planlayan emperyalist aklın somut görünümlerinden birini oluşturmuştur. Demokrasi ve insan hakları adı altında önce sosyal sistem ve düzenler tahrip edilmiş, sonrada büyük bir nüfus zorunlu göç etme tercihiyle baş başa kalmışlardır. Başlangıçta göç hareketliliğine kalkışan Suriyeli nüfusun büyük bir bölümü Avrupa ülkelerine gitmeyi denemiş, ancak dini ve ırki bir takım engellerle Avrupa ülkelerine girişleri engellemiştir. Ege adalarından Avrupa’ya geçmek için denizde hayatını kaybedenler kadar, yürüyerek Avrupa içlerine ulaşmaya çalışan Suriyelilere bazı Avrupa ülkelerinde uygulanan insanlık dışı muameleyi tüm insanlık izlemek zorunda kalmıştır.

Suriye’de yaşananlar karşısında batılı ülkelerin göç dalgalarını dışsallaştırması ve güvenli hale getirme çabası beraberinde Türkiye’yi bir tampon ülke konumuna itmiştir. Sayıları 4 milyonu bulan Suriyeli nüfusun Türkiye’deki Geçici Koruma Statüsü adıyla yerleşimi yeni tartışma alanları oluşturmuştur (TBMM Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu:2013). Özellikle Suriyeli nüfusun vatandaşlık hakkına sahip olup olmayacağı politik bir malzeme konusu yapılmış, yoğun göç dalgaları karşısındaki kamusal maddi destek uygulamaları kamuoyunda sıklıkla gündeme gelmiştir. Buna karşın politik alanın dışında Türkiye’nin Suriyeliler için kalıcı, sürdürülebilir ve uzun vadeli politika geliştirme zorunluluğu ötelenmiş ve daha az gündem oluşturmuştur.

Genel anlamda Suriye krizi, ortaya çıkardığı görünümlerle tüm dünya için bir güvensizlik ve istikrarsızlık alanı inşa etmiş olsa da en büyük sorumluluğu komşu ülkelere, özelliklede Türkiye’ye yüklemiştir. Dünya’da en fazla mülteci barındıran ülke Türkiye olmuştur. Geçici Koruma Statüsü adı altında Türkiye’nin Suriyeli nüfusu ne zamana kadar tutacağı ve Suriyeli nüfusun toplumsal maliyeti bu noktada önemli bir politika alanı oluşturmaya devam etmektedir. Ancak mülteci üreten coğrafyaların sorunları çözülmedikçe ve insani bir küreselleşme modeli yaşanmadıkça Suriye benzeri krizlerin yaşanacağı da aşikardır.

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün verilerine göre, Temmuz 2019 tarihi itibarıyla Türkiye’deki biyometrik verilerle kayıt altına alınan geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı 3 milyon 630 bin 575 kişidir.  Bu nüfusun 1 milyon 965 bin 595’u erkek, 1 milyon 664 bin 980’i ise kadındır. Geçici Koruma altındaki Suriyeli nüfusun %46,38’ü 0-18 yaş aralığındadır ve bu oran sayısal olarak 1 milyon 684 bin Suriyeliye karşılık gelmektedir. 10 yaşın altındaki Suriyeli sayısı ise 1 milyon 26 bin 756 kişidir. Diğer önemli bir oran 15-24 yaş grubunda görülmekte ve Suriyeli gençlerin toplam içindeki oranı %22,56 iken Türkiye’nin genç nüfus oranı %15,8’dir.

Ülkemizdeki Suriyelilerin yaş ortalaması bağlamında ise geçici koruma statüsünde bulunan nüfusun yaş ortalaması 22,5, Türkiye nüfusunun 2018 verilerine göre yaş ortalaması ise 31,7’dir. Ayrıca Suriyeli erkeklerin sayısı Suriyeli kadınların sayısından 300 bin 615 kişi daha fazladır. Kamplarda kalan Suriyeli nüfus sayısında geçmiş dönemlere oranla bir azalma yaşanmakta, 2018’de 228 bin olan rakam Haziran 2019’da 103 bin 579’a gerilemiş bulunmaktadır. Buna karşın şehirlerde yaşayan Suriye’li sayısı artmış ve mevcut nüfusun %97,15’ kentlerde yaşayamaya başlamıştır. İstanbul en fazla Suriyeliye ev sahipliği yapan şehir olurken (547 bin 479), Bayburt 25, Artvin 35, Tunceli 56 kişi en az Suriyelinin yaşadığı şehirlerdir.

Uluslararası Göç Örgütü 2015 yılı mülteci raporunu açıkladı

1-Temel Sorun Alanları Ve Tespitler

1.1-Kayıt Dışı Nüfus Ve Koordinasyon

Türkiye’deki Suriyeli nüfus hakkında kullanılan resmi ve gayri resmi rakamlar birbirleriyle çelişmekte ve kayıt dışı bir nüfusun var olduğu kamuoyunca düşünülmektedir. Gerçekte bu durum Türkiye açısından hem sınır güvenliği hem de kamp dışında kalan ve devam eden göç hareketini ilgilendiren bir husustur. Nitekim göç hareketinin ilk dönemlerinde ve kamplarda kalanlar için yürütülen kayıt altına alma işlemleri kamp dışındaki nüfus için geçerli olmamıştır. Kamp dışındaki Suriyeli nüfusa ulaşmadaki temel güçlükler nedeniyle kayıtları tamamlanmamış nüfusun varlığı bir gerçekliktir. Ayrıca beyan esasına göre kayıt altına almalar gerçekleştirildiğinden gelenlerin tam olarak hangi bölgeden geldikleri konusunda da karışıklık yaşanabilmektedir. 

Kayıt altına girmeyen nüfusla yapılan görüşmelerde Suriye’deki belirsizlik ve kargaşa durumu karşısında konum alamayış, yerleşme ve istihdam da karşılaşılan sorunlar ve geleceğe ilişkin kaygılarının kayıt altına alma işlemlerini ötelediği bulgulanmıştır. Kayıt dışında olan nüfus için diğer önemli bir neden, kayıt altına girmeleri halinde elde edebilecekleri kazanımlardan haberdar olmayışlarıdır. Kayıt dışı olan Suriyeli nüfusun bir kısmı ise Avrupa ülkelerine gitme ihtimalleri karşısında Türkiye’ye geri gönderilme koşullarını ortadan kaldırmak istemeleri nedeniyle kayıt altına girmekten kaçınanlardan oluşmaktadır. Suriyeli nüfusun kamu hizmetlerine erişimlerini temel öncelik olarak kabul ettiğimizde en önemli sorun kayıt altına girmeyenlerin kamusal destek imkanlarından yoksun kalışlarıdır. Genel görünümde ve özet olarak kayıt dışı nüfus şu gruplardan oluşmaktadır.

■Kayıtlamadan bilinçli olarak kaçınanlar

■Geçici koruma statüsünün üçüncü ülkelere başvuruyu engellemesi gerekçesi ile özellikle belirli nitelikleri olan ve Türkiye dışında gelecek arayanların varlığı

■Kayıtlamanın kayıt alınan yerde ikameti zorunlu kılması ve hareketlerinin kısıtlamasından endişe edenler

 ■Kayıtlamanın Suriye rejimince sakınca üretebileceği endişesinin temel belirleyiciler olduğu görülmektedir.

1.2-Eğitim Durumu Ve İhtiyacı

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Eylül 2014’te yayınladığı ve geçici koruma altındaki Suriyeliler dahil tüm yabancı öğrencileri kapsayan genelge ile kayıt altındaki tüm Suriyeliler devlet okullarına (1-12. sınıf) (YOBİS) kayıt olabilme imkanına sahiptir. Ancak Suriyeli çocuk ve gençlerin eğitim sürecine katılımında, bürokrasi kaynaklı sorunların varlığı belirleyicilerden biridir. Yasal olarak Suriyeli çocukların eğitimini içeren yönetmeliğin varlığına karşın bürokratik işleyişte karşılaşılan bazı zorluklar, koşulları zorlaştırmaktadır. Hem eğitim sürecine dahil olacak nüfusun büyüklüğü hem de yabancı öğrenci eğitiminin gerektirdiği alt yapı imkanlarının yetersizliği diğer belirleyicilerdir.

1.3-İstihdam Piyasasına Erişim

Ülkemizde ki Suriyelerinin belirgin bir kısmının istihdam piyasasına dahil olduğu görülmektedir. Gündelik, serbest işler ve hizmet sektörü yoğun olarak çalıştıkları iş alanları olmakla birlikte fabrikalarda istihdam bulan Suriyelilerde vardır. İstihdam piyasasındaki temel sorunlarının başında düzenli çalışma kültürüne olan uzaklık, iletişim kuramama ve Türkçeyi konuşamama gibi sorunlar ön plana çıkmaktadır. Kadın nüfusun istihdamından çok genç ve erkek nüfusun çalıştığı, profesyonel mesleğe sahip olanların da istihdam piyasasına girişte zorluk yaşadığı görülmektedir.

 

Tablo 4: Suriyeli Nüfusun Ekonomik Etkisi

Ekonomik Fırsat/Risk Alanları

Görünüm ve Etkiler

Güçlü Alanlar

■Türkiye’ye taşınan sermaye ve üretim kapasitesi

■Çalışabilir yaşta olan nüfus oranının yüksekliği

■Vasıfsız işgücü gerektiren alanlarda istihdam açığının giderilmesi

■Yeni işgücü ve ucuz işgücü girdisi

■Talep artışı ve ekonomik canlılık

Zayıf Alanlar

■Göçün yüksek maliyeti ve alt yapı ihtiyacı

■Uluslararası mali ve politik desteğin yetersizliği

■Suriyeli göç nüfusunun sosyo-ekonomik yetersizliği

■Eğitim seviyesinin düşüklüğü ve eğitim maliyeti

■Kayıt dışı, kaçak işgücü ve vergi kayıpları

■İstihdam alanında yaşanabilecek daralma ve dengesizlik riski

■Kayıtdışı işgücünün üretebileceği haksız rekabet

Suriyeli nüfusun istihdamında karşılaşılan önemli sorun nitelikli nüfusun istihdama girişlerindeki engellerdir. Bir anlamda sosyal sisteme katkı sağlayacak yetişmiş insan gücünden daha sınırlı düzeyde faydalanılmasıdır. Bununla beraber, günübirlik ve inşaat işlerinde çalışan nüfusun işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinden yoksun oluşları da dikkate alınmalıdır.

1.4-Bölünmüş Aile, Kadın ve Çocuklar

Suriyeli nüfusun büyük oranda çocuk ve gençlerden oluşuyor olması gerçekte önemli bir kazanım olabilir niteliktedir. Ancak söz konusu nüfusun yaşamış olduğu arada kalma durumu, belirsizlikler ve kabiliyetlerini geliştirebilecek imkânlardan uzak kalma hali en fazla çocuk ve gençleri etkilemektedir.

Sahada elde ettiğimiz deneyimlere göre çocuklar ve gençler düzgün ve akıcı bir Türkçe konuşmaktadır. Gençler, çocuklar kadar olmasa da Türkçeyi konuşmakta ve günlük işlerini halledebilmektedir. Suriyeli kadınlar genellikle evlerinden dışarıya yalnız olarak çıkmamayı tercih etmekte gün içerisinde birbirlerine ziyarette bulunmamaktadırlar. Aile ziyaretleri aile reisi kabul edilen koca ile birlikte yapılmaktadır. Elde ettiğimiz bulgulara göre Türk erkekler ile Suriyeli kadınlar arasında evlilik yapılmaktadır. Evliliklerde başlık parası geleneği devam etmekte ve ailelerinin sosyo-ekonomik durumlarına göre bir miktar para alınmaktadır.

1.5-Sosyal Uyum ve Kamusal Hizmet

Sosyal uyumu zorlaştıran en önemli parametre dil ve iletişim sorunudur. Bu durumun temel nedeni Suriye’den göç etme sürecinin az da olsa devam ediyor oluşu ve sosyal sisteme sınırlı katılamayışlarıdır. Zira iletişim imkânlarının yetersizliği kamusal imkânlara erişim ve ekonomik alana girişleri engelleyebilmektedir. Öte taraftan Suriyeli nüfusun sosyal uyumu gelecek dönemler açısından son derece önemli bir konudur. Nitekim eğitimsiz ve işsiz genç kitlelerin suç ortamlarına itilmesi, marjinal grupların ağına düşmesi, entegrasyon deneyimlerinin olumsuzluğu açısından doğal gelişmeler olarak kabul edilmektedir. Ayrıca marjinal konuma itilen gençler toplumun hakim kültürünün yanında kendi kültüründen de ayrılarak alt-kültürler oluşturmakta ve yasal olmayan davranışlar sergileyebilmektedir.

Suriyeli nüfusun kamusal hizmet ve desteklere erişiminde karşılaşılan önemli sorunlardan birisi de bilgi eksikliğidir. Nereye ve hangi nedenle müracaat etmesi gerektiğini bilmeyen nüfus kamusal hizmetlere ulaşmada sorun yaşamaktadır. Saha çalışmalarımızda sıklıkla rastlanan bu durum daha çok göç ve aidiyet kaynaklı bir sorun görüntüsündedir. Bir anlamda genel haklar ve hizmetlere ulaşma noktasındaki bilinçsizlik özellikle çocuklar, kadınlar, engelliler, şiddet mağdurlarını etkilemekte ve olası kamusal destek imkânlarından mahrum kalınmaktadır. Genel görünümde Suriyelilerin göç sürecinden kaynaklı sorunlar yaşıyor olmalarına karşın, memnuniyet düzeylerinin yüksek olduğu ve geri dönüşü istemedikleri görülmektedir.

1.6-Barınma ve Konut Sorunu

Suriyeli nüfusun yerleşim tercihinde genellikle sosyal yakınlık ilişkilerinin belirleyici olduğu görülmektedir. Özellikle tanıdık, akraba ve hemşehri ilişkileri aracılığıyla barınma ve istihdam imkânı bulmada bazı aktörler ön plana çıkmakta ve göç sürecine dinamizm kazandırmaktadırlar. Bir anlamda Suriye’deki kargaşa ve savaş ortamından kaçanların patronaj ilişkisi ya da göçmen ağlarını kullandıklarını görmekteyiz. Genel anlamda ise yerleşme alanının tercihinde en önemli kriterlerden birisi istihdam imkânlarına erişme kapasitesinin yüksekliğidir. Çok belirgin olmamakla birlikte çoğu ilimizde Suriyeli nüfus, sosyal ve mekansal bir kümeleme meydana getirme sürecindedir. Sosyal ve mekansal kümelenmenin gelire, statüye ve toplumsal konuma göre şekil aldığı ve farklı kültür ve kimlikler üzerinden de farklılaştığı görülmektedir. Diğer bir ifadeyle Suriyelilerin kendi sosyal ve ekonomik düzeylerinin ve imkânlarının ikamet alanlarını ve yaşam alanlarını belirlediğidir. Vurgulanması gereken başka bir özellik ise Suriye’deki sosyal çevrelerini Türkiye’ye taşıma gayretinde oluşlarıdır.

1.7-Koruyucu Sağlık ve Tedavi Hizmetleri

Sosyal güvenlik sistemi içerisinde olmayan Suriyeli nüfus geçici koruma yönetmeliğine göre sağlık hizmetlerine erişebilmekte ve muayene olabilmektedirler. Ancak bu erişimde temel sorun ilaç masraflarının ödenmesi konusunda yaşanabilmekte, yüksek fiyatlı ilaçların ödemesinde STK’lar ya da Sosyal Yardımlaşma Vakıflarının desteğine müracaat edilmektedir. Özellikle kronik hastaların ilaç giderlerinin karşılanmasındaki sorunlar daha belirgindir. Sağlık hizmetlerine ulaşımda dil sorunu hala önemini koruyan bir husustur.

4-Toplumsal Etki, Fırsat Ve Tehdit Alanları

1-Fırsat Alanları

■ Sivil ve kamu kuruluşlarının desteği

■ Sorunlar karşısında sorumluluk alma ve işbirliği isteği

■ Çocuk ve genç nüfus oranın yüksekliği

■ Toplumsal kabul ve hoşgörü ortamının varlığı

■ Sermaye girdisi ve üretim kapasitesinin artışı

■ Vasıfsız işgücü alanlarında istihdam açığı

■ Talep artışı ve ekonomik canlılık

 

2-Tehdit Alanları

■ Kültürel farklılıklardan kaynaklanan gerginlik ve çatışma riski

■ Ekonomik yetersizlikler sonucu illegal çalışma biçimlerinde artış

■ Nüfusun sosyal sisteme kanalize edilememesi sonucunda radikalleşme eğilimi ve örgütlenme

■ Adi suç vakaları

■ Güvenlik sorunu ve olası yabancı istihbarat unsurlarının varlığı

■ Sürdürülebilir olmayan finansman kaynakları

■ İstihdam alanında yaşanabilecek daralma ve dengesizlik riski

 

3-Güçlü Yanlar

■ Kurumsal altyapı, motivasyon ve istek

■ Ülkede yaşanan demokratik ortam

■ Yerel yönetimlerin hassasiyeti ve kapasite yüksekliği

■ İşbirliği imkanları ve fırsatlarının varlığı

■ Yerel, ulusal ve uluslararası ölçekli sorumluluk algısı

■ Artan farkındalık düzeyi ve iyi örneklere sahip olma

■ Tarihsel bağlantılar ve ortak geçmiş

 

 

4-Zayıf Yanlar

■ Statü ve hukuki tanım sorunu

■ Değişim ve iyileştirme çabalarını farklı amaçlarla eleştirebilecek yapıların varlığı

■ Göçün ortaya çıkardığı alt yapı ihtiyacı

■ Devam eden göç süreci

■ Uluslararası mali ve politik desteğin yetersizliği

■ Beyan esasına dayalı kayıt ve doğru olmayan demografik bilgiler

■ Kontrolsüzlük, yer değiştirmeler ve adreslere ulaşmada yaşanan sorunlar

5-Değerlendirme ve Uyum Modeli Önerisi

Özel politika gerektiren bir grup olarak Suriyeli nüfus hakkında kapsayıcı veri kaynağı oluşturmak ve sosyal uyum sorunlarını azaltıcı projeler yürütmek sosyal sistemin işleyişi açısından son derece önemlidir. Zira bu çerçevede koordinasyon, kontrol edilebilirlik, eğitim imkânlarına erişim, istihdam piyasasına katılım, özel durumu olan bireylerle yönelik proje geliştirme, farkındalık üretme, barınma imkânları sağlama ve sağlık sistemi alanında daha koordineli bir politika yürütme imkânı sağlanmış olacaktır. Diğer bir ifadeyle uyum modeli önerisi; sosyal ve ekonomik koşulların desteklenmesi, izlenmesi ve kamusal faydanın elde edilmesini hedefleyen bir çabadır (Tablo 5).

Tablo 5: Model ve Kapsam

  1. Kamusal hizmetlerin yürütülmesinde sürdürülebilir, uygulanabilir ve koordine edilebilir bir taslak plan oluşturma
  1. Kayıtdışı nüfus ve hukuki durum için işbirliği imkanları üretme
  1. Eğitim alt yapısı hazırlama ve eğitime erişim imkanlarını artırma
  1. İstihdam ve sosyal güvenlik sorunlarının çözümü için strateji geliştirme
  1. Özel durumu olan bireyler için koruyucu politikalar üretme
  1. Sosyal uyum sorunları ve önyargıları azaltıcı projeler hazırlama
  1. Barınma ve konut sorununa ilişkin taslak modelleme yapma
  1. Koruyucu sağlık ve tedavi hizmetlerine ulaşımı kolaylaştırma

 

Suriyeli nüfusa yönelik olarak her il ya da kurumun kendi deneyimleri çerçevesinde yürütmüş olduğu kamusal hizmet ya da vatandaşlar tarafından yapılan yardımların kurumsal ve merkezi bir hale dönüşmesi sürdürülebilirlik, kontrol edilebilirlik ve kamusal fayda üretme kapasite bağlamında önemlidir. Uyum modeli basamakları hem koordine sağlayıcı hem de eğitim, istihdam, barınma, sağlık gibi alanlardaki hizmetlere ulaşımı kolaylaştırıcı bir özellik taşımaktadır. 

 

Stratejik Hedef 1: Koordinasyon ve Kontrol Edilebilirlik

■ Göç üst kurulu ihtiyacı ve koordinasyon gerekliliği

■ Kayıt dışı olan Suriyeli nüfusun il içinde tespiti ve kayıt altına alma

■ Ortak çözüm masası ve veri bankası oluşturma

■ Devam eden göç sürecine karşı kurumsal strateji geliştirme

■ Yerel düzeyde örnek çözüm modelleri üretme ve paylaşım imkanı sağlama

 

Stratejik Hedef 2: Eğitim Alt Yapısı Hazırlama

■ Dil eğitimi ihtiyacı ve dil becerilerinin geliştirilmesini destekleme

■ Diploma denkliği sağlama, eğitim standartlarının belirlenmesi ve öğretim sisteminde uyumlulaştırma

■ Müfredatla ilgili sorunların çözümü, ders kitabı ihtiyacı ve öğretmenlerin belirlenmesi

■ Okul binası ve alt yapı ihtiyacına ilişkin sorunların giderilmesi

■ Potansiyel öğrenci sayılarının belirlenmesi

■ Eğitim çağındaki nüfusa rehberlik hizmeti verilmesi

■ Mesleki yönlendirme ihtiyacı ve kabiliyetlerin geliştirilmesi

■ Kültürel özelliklerin dikkate alınması

■ Maddi zorluk yaşayan ailelere çocuklarının eğitimi için maddi destek sağlama; kırtasiye, gıda ve giyim yardımı için finansman oluşturma

 

Stratejik Hedef 3: İstihdam ve Sosyal Güvenlik

■ Nüfusun mesleki kapasitesi hakkındaki veri yetersizliğinin giderilmesi

■ Mesleki bilgi ve tecrübeye sahip nüfusun istihdamında yaşanan sorunların en aza indirilmesi

■ Suriyeli girişimcilerin karşılaştığı sorunların çözümüne destek sağlama

■ Meslek sahibi olmayan nüfusun teknik eğitimi ve meslek kazandırma

■ Mesleki bilgi ve beceri sınavı ve belgelendirme

■ Düşük ücret kaynaklı sorunlarla mücadele

■ Çocuk işçiliği ve sokakta çalışmanın önlenmesi

■ İş güvenliği ve sağlığı kaynaklı sorunların giderilmesi

■ Kadın istihdamı ve eğitimini destekleme

■ Kayıtlı istihdamı teşvik etmek

■ Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve İŞKUR gibi kurumlar öncülüğünde istihdam politikası tasarlama, geliştirme ve uygulama kapasitesini artırmak

 

Stratejik Hedef 4: Özel Durumu Olan Bireyler

■ Refakatsiz kadınlar, çocuklar ve engelli nüfus için özel yaklaşım, sosyal, ekonomik, psikolojik ve hukuksal destek hizmeti verme

■ Çocuk istismarı, sokakta çalışma ve şiddetin önlenmesine ilişkin adımlar

■ Kreş ve anaokulu eğitiminin desteklenmesi

■ Kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesiyle mücadele ve bilinçlendirme

■ Zihinsel özürlü çocukların yeterli eğitim almasının sağlanması

■ Sosyalleşme kanallarının darlığı ve imkanlarının geliştirilmesi

■ İşgücü piyasasına erişim ve teknik destek sağlama

 

Stratejik Hedef 5: Sosyal Uyum Sorunları ve Önyargılar

■ Uyum çalışmaları, biraradalık projeleri üretme ve işbirliği imkanlarının güçlendirilmesi

■ Suriyeli nüfus hakkındaki genelleştirmeler ve önyargıları azaltıcı çalışmalar yürütme

■ Kamusal alanda kültürel farklılık kaynaklı sorunların en aza indirilmesi

■ Sosyal medyaya yönelik bilgilendirme notları ve farkındalık üretme projeleri geliştirme

■ Suriyeli nüfusa hizmet verecek kamu personelinin eğitimi

■ Arapça/Kürtçe/Türkçe broşür ve bilgilendirme çalışmaları yapma

■ Kültürel, sanatsal, sportif, akademik programlar yürütme

 

Stratejik Hedef 6: Barınma ve Konut Sorunu

■ Uygun olmayan koşullardaki barınma durumlarının iyileştirilmesi

■ Konut stoku hazırlama ve yerleşim politikaları belirleme

■ Kiralık konutların kayıt dışılığı ve hukuki yükümlülükler hakkında bilgilendirme

■ Aracı ve komisyoncuların varlığı ve denetimsizliklerin kontrolü

■ İhtiyaç sahibi Suriyelilere kira yardımı desteği sağlanması

■ Sosyal ve mekansal kümelenme riskinin en aza indirilmesi

 

Stratajik Hedef 7: Koruyucu Sağlık ve Tedavi Hizmetleri

■ Düzenli sağlık taramaları gerçekleştirme

■ Koruyucu sağlık hizmetlerine ulaşımı sağlama

■ Adres değişiklikleri nedeniyle sağlık hizmeti verilemeyen nüfusun izlenmesi

■ Kayıt altında olmayan nüfusun sağlık sorunları ve hastalık üretme riskiyle mücadele 

■ Hijyen olmayan koşullarda barınma nedeniyle su ve besinlerle bulaşan olası hastalıklar

■Yetersiz ve dengesiz beslenme durumunun önlenmesi

■Aile planlaması yöntemlerini kullanmamaya karşı bilinçlendirme çalışmaları yürütme

■Sağlık hizmetlerinin finansmanında karşılaşılan güçlüklerin çözümü

Sonuç

Günümüz dünyasında küresel eşitsizlik kaynaklı insan hareketlerinde bir artış yaşanmakta ve pek çok bölge ve ülke düzensiz göç dalgalarından etkilenmektedir. Özellikle Türkiye, jeopolitik konumu bağlamında düzensiz göç olgusuyla karşı karşıya bulunan ülkelerden birisidir. Türkiye Suriye’de yaşanan savaş ortamı nedeniyle gelenlerin yanı sıra Afrikalı, Asyalı ve Ortadoğulu birçok göçmene de ev sahipliği yapmaktadır. Bu çerçevede kalış süreleri belli olmayan 5 milyondan fazla bir nüfusun varlığı ve etkileriyle birlikte yaşamak kendi fırsat ve tehditlerini içinde barındıran bir husustur. Bu manada Suriyeli nüfusa karşı bugüne kadar yürütülen sosyal ve kamusal destek politikaların yeniden gözden geçirilmesinin önemli bir adım olduğu düşünülmektedir.

Genel anlamda değerlendirildiğinde Suriyeli nüfusun kayıt altına alınması, eğitim, istihdam, sosyal uyum ve barınma imkanlarına erişimlerinin sağlanması öncelikli alanlar olarak belirmektedir. Sözkonusu nüfusun Suriye’ye geri dönüş imkanlarının ve beklentilerinin her geçen gün biraz daha azaldığı bir ortamda yürütülebilecek kamusal politikalar nüfusun geleceğini belirleme noktasında kıymetli olacaktır. Dahası Suriyeli nüfusun genç ve dinamik karakteri göz önüne alınarak mevcut nüfusun bireysel ve toplumsal iş üretme kapasitelerinin yönlendirilmesi önemsenmesi gereken bir faktördür.  Tüm bunlara karşın geçici koruma statüsü adı altında ülkemizde bulunan ve homojen olmayan Suriyeli nüfusun iyi kanalize edilememesi ve geleceğe hazırlanamaması durumunda muhtemel bazı toplumsal sorunlara davetiye çıkarılmış olunacaktır.

Suriye’deki belirsizlik ortamının devam etmesi ve Türkiye’nin ulusal bir “uyum politikasını” gündeme getirmesini zorunlu kılar niteliktedir. Diğer bir ifadeyle Suriyeli nüfusun demografik ekonomik, sosyal, kültürel ve güvenlik boyutlarıyla sosyal sisteme nasıl dahil olacağının belirlenmesine ilişkin adımların acilen atılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Kabul edilmelidir ki ülkemizdeki Suriyeliler konusu artık bir geçici politika ve destek sorunu değil, bir uyum politikası sorunudur.

 

 

Kaynakça

Castels, S. ve Miller, J. M. (2008). Göçler Çağı: Modern Dünyada Uluslararası Göç Hareketleri. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Çağlayan, Savaş (2006). Göç Kuramları, Göç ve Göçmen İlişkisi, Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Güz, Sayı 17, s.67-91.

İçduygu, A., Erder, S. ve Gençkaya, Ö.F. (2014). Türkiye'nin Uluslararası Göç Politikaları 1923-2023: Ulus-Devlet Oluşumundan Ulus-Ötesi Dönüşümlere. İstanbul: Koç Üniversitesi Göç Araştırmaları Merkezi.

Kvale, Steinar ve Svend, Brinkmann (2009). Interviews, Learning the Craft Wualitative Research Interviewing, California: Sage Publications.

TBMM. (2013). Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu. Resmi Gazete, Kanun No:6458, Sayı: 28615.

Türkiye Göç Raporu (2016). İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Yayın No:35, Nisan, Ankara.

 


Diğer İçerikler