21.03.2019 16:04 Doç. Dr. Mürteza Hasanoğlu A- A+

Kaos ve Şiddetin Gölgesinde Ermenistan Parlamento Seçimleri

Kaos ve Şiddetin  Gölgesinde Ermenistan  Parlamento Seçimleri

Ermenistan`da  9 Aralık`ta yapılan tarihinin en düşük katılımlı parlamento seçimlerinin sonuçlarına göre,  sandığa giden halk yeni hükümeti belirlemek için oy kullandı. 2 milyon 592 bin 479 seçmenden ancak yüzde 48,63 oranına tekabül eden 1 milyon 260 bin 840 kişi oy kullandı. Seçimlere toplamda 9 siyasi parti ve 2 ayrı ittifak katılarak mecliste ve kabinede çoğunluğu sağlamak için yarıştı. Seçimler sonucunda parlamentoda yer almak isteyen partilerin yüzde 5 barajını ittifakların ise yüzde 7 barajını geçmesi gerekiyordu. Seçimleri birçok ülkeden gelen 250'nin üzerinde gözlemci takip etti. Paşinyan'ın 'Benim Adımım İttifakı' resmi olmayan sonuçlara göre, seçimleri yüzde 66,37 oy oranıyla kazandı.

Ermenistan parlamentosuna “Benim Adımım” ittifakının yanı sıra seçim barajını aşabilen, yüzde 8,3 oy oranıyla Gagik Tsarukyan liderliğindeki Müreffeh Ermenistan Partisi ve yüzde 6,4 oy oranıyla Edmon Marukyan başkanlığındaki Işıldayan Ermenistan Partisi de girdi.

Seçimlere katılan diğer beş parti ve eski dış işleri bakanı Seyran Ohanyan`ın lideri olduğu Ohanyan-Oskanyan Bloku ve eski Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan`ın lideri olduğu Ermeni Milli Kongresi-Ermenistan Halk Partisi Bloku ise seçim barajını aşamadıkları için parlamentoya halkı temsil etme olanağından yoksun kalmışlar. 9 Aralık seçimlerinin en büyük özelliği ülkenin Parlamenter Sisteme geçtiği 2015 yılından sonra ilk parlamento seçimleri olmasıdır. 

Seçimlere katılan siyasal partilerin aldığı sonuçlara göre parlamento 101 milletvekilinden oluşabilir. Seçim öncesi ise parlamento 131 milletvekilinden oluşuyordu. Hükümeti kurma yetkisi ise en fazla milletvekili çıkarmış parti veya seçim bloku liderine verilmektedir. Fakat bunun için oyların %54`nün alınması koşulu aranmaktadır. Aksi taktirde birinci aşamada en fazla oy almış iki parti ve ya seçim blokunun katılımı ile seçimlerin ikinci aşaması yapılabilir. Bu ise pratik açıdan ülkede iki partili parti sisteminin oluşturulması anlamına gelmektedir. Bu durum bazı siyasi partiler tarafından tek bir partinin ve liderin ömürlük diktatörlük yapması girişimi olarak lanse edilmektedir.

Yeni yürütme mekanizmine göre, Cumhubaşkanı Baş Komutan yetkisinden mahrum bırakılır. Savaş durumunda bu görevi başbakan üstlenecektir. Çünkü ülkenin askeri sistemi hükümete tabidir ve hükümetin kararı ile harekete geçer. Olağanüstü durumlarda ise savunma bakanının önerisi ile başbakan karar kabul eder ve hükümet üyelerini bilgilendirir. Ermenistan`da askeri kademede en yüksek askeri görev başbakanın önerisi ile cumhurbaşkanı tarafından atanan genelkurmay başkanıdır. Barış zamanı genelkurmay başkanı başbakana tabidir, savaş zamanı ise orduya başbakan başkumandan olarak komutanlık etmektedir. 

Seçimlerde lider partinin en büyük rakibi Sarukyan Bloku olmuştur. Güçlü işadamı, Ermenistan Milli Olimpiya Komitesi`nin Başkanı, milletvekili Gagik Sarukyan`ın lideri olduğu blokta kendi partisi olan Müreffeh Ermenistan Partisi`nin yanı sıra 4-5 küçük parti bulunmaktaydı. 

Cumhurbaşkanı Sarkisyan`ın ısrarı ile iki yıl önce siyasete katılan Sarukyan Bloku`nun olanakları çok büyüktür. Onun en büyük özelliği güçlü mali olanakları ve halkın ekonomik açıdan zayıf olan kesimlerinin desteğini arkasında hissetmesidir. Sarukyan seçim söylemlerinde dikkat çeken hususlar, dış politika ve insan hakları sorunlarına fazla eğilmemesi, sadece halkın daha çok ilgi duyduğu sosyal-rifah konularını kabartmasıdır. 

Eski Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan`ın lideri olduğu Ermeni Milli Kongresi-Ermenistan Halk Partisi Bloku Dağlık Karabağ sorununu “toprakların iadesi karşılığında barış” yolu ile çözmek, Azerbaycan ve Türkiye ile barışı tesis etmeyi öneriyor. 

Ermenistan`ın ilk Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan`ın lideri olduğu Ermeni Milli Kongresi ve 1999`da Ermenistan Parlamentosu`nda gerçekleşen silahlı baskın zamanı katledilen Parlamento Başkanı Karen Demirçyan`ın oğlu Stepan Demirçyan`ın Ermenistan HalkPartisi seçimlere “Karabağ sorununu çözmek, Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkileri normalleştirmek” programı ile katıldılar. En başından programını halka beyan eden söz konusu seçim blokunun söylemlerinde Karabağ sorunu ve abluka yüzünden Ermenistan`ın gelişme ve kalkınma olanaklarından yoksun kaldığını dile getirmektedir: 

“Biz Azerbaycan`la ilişkilerimizi düzeltmeli, Dağlık Karabağ sorununu çözmeliyiz. Bu yolla ülkemizin güvenliği sağlanacak, buna paralel olarak ülkemizin refahı ve kalkınması hızlanacaktır. Tüm bu önerilerin yer aldığı seçim programı 2007 yılında Ermenistan tarafından beğenilmiş Madrid İlkeleri`ne dayanarak hazırlanmıştır.

“Yelk”, Ermenice “Çıkış”anlamına gelmekte, fakat söz konusu seçim blokunun ismini “durumdan çıkış” olarak anlamak gerekir. “Yelk” Bloku`nu tarafsız milletvekili Aydınlanmış Ermenistan Partisi`nin Başkanı Edmon Marukyan, muhalif milletvekili, “Yuttaş Anlaşması Partisi”nin Başkanı Nikol Paşinyan ve Cumhuriyet Partisi`nin lideri Armen Sarkisyan tarafından oluşturulmuştur. Armen Sarkisyan 27 Ekim 1999`da Ermenistan Parlamentosu`nda silahlı baskın zamanı katledilmiş Başbakan Vazgen Sarkisyan`ın küçük kardeşidir.

“Yelk”, Batı yönümlü bir blok olarak kabul edilmekte. Temel amaçlarından biri olarak, ülke parlamentosunda yer aldığı taktirde, Ermenistan`ı Avrasya Ekonomik İttifakı`ndan çıkarmak ve Avrupa Birliği ile geniş çaplı işbirliği oluşturmak olarak ilan etmektedir. 

Ermenistan'ın ekonomisi borç kıskacı altında. 10 milyar doların altında bir ekonomisi bulunan ülkenin 3,5 milyar dolarlık dış, 0,5 milyar dolarlık da iç borcu bulunuyor. IMF-Dünya Bankası, AB, Rusya, ABD ve diaspora Ermenilerinin desteğiyle borçlar çevrilebiliyor. Ülkede bir IMF programı uygulanıyor. Cari açığın milli gelire oranı yüzde 12,43 gibi dış destek olmadan sürdürülemez bir noktada bulunuyor. 

Resmi rakamlarda yüzde 7 görülse de toprağı olan herkes çalışan sayıldığı için gerçek işsizlik rakamı yüzde 27'yi buluyor.  Ermenistan'ın ekonomisini rayına oturtması mümkün  görünmüyor.  Ermenistan'da ekonomik istikrar için ülkenin sınır sorunlarını halletmesi, siyasi istikrara da ulaşmasıiçin Ermenistan’ın Karabağ veKarabağdışında işgal altında tutuğu Azerbaycan topraklarını iade etme  bir zorunluluk gibi ortada duruyor.

Ermenistan’la neden siyasi, ekonomik ve ticari ilişkiler kurulmamalı?

Nedenlerini şöyle açıklayabiliriz: Ermenistan’ın, Azerbaycan’a yönelik işgalci politikasının yanı sıra, daha bağımsızlık mücadelesi sırasında Türkiye’ye karşı açıkça saldırgan bir tavır içerisine girmesine rağmen, Türkiye Cumhuriyeti, Eylül 1991’de incelemelerde bulunmak üzere Kafkasya ve Türkistan (Orta Asya) ülkelerine heyetler yollarken, Ermenistan’ı da ihmal etmemiştir. 16 Aralık 1991 tarihinde Ermenistan’ın bağımsızlığını tanıyan Türkiye, bağımsızlığının ardından ekonomik güçlüklerle karşılaşan Ermenistan’a insanî yardımda bulunmuştur. 

Türkiye, ayrıca, toprakları üzerinden Ermenistan’a insanî yardım malzemesi gönderilmesine imkan tanımıştır. Ermenistan, Türkiye tarafından, 25 Haziran 1992’de kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’ne kurucu üye olarak davet edilmiştir. Ancak, Ermenistan’ın ısrarla sürdürdüğü çatışmacı tutum nedeniyle, Türkiye’nin Ermenistan ile diplomatik ilişki kurması mümkün olamamıştır.  

Ermenistan’ın sözde “soykırım” iddialarını bir kenara bırakmayan ve  genelde saldırgan siyasetini sürdürmeye devam etmiştir. Türkiye’nin dış politikasında Kafkasya bölgesinin stratejik önemi son derece yüksektir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi`nin 1993 yılında kabul etmiş olduğu 822, 853, 874, 884 sayılı kararlarda Azerbaycan Cumhuriyeti`nin arazi bütünlüğünün tanınması ve işgal edilmiş Azerbaycan topraklarından şartsız çekilmesi taleplerine uymayan Ermeniler bugün de işgalci politikalarına devam etmektedirler. 

  • Karabağ : İşgal tarihi 1988-1993, yüzölçümü 4400 km . (Şuşa, Hankendi, Hocavend, Akdere, Hadrut). Dağlık
  • Laçin: İşgal tarihi 18 Mayıs 1992, yüzölçümü 1875 km 
  • Kelbecer: İşgal tarihi 2 Nisan 1993, yüzölçümü 1936 km 
  • Ağdam: işgal tarihi 23 Temmuz 1993, yüzölçümü 1154 km 
  • Cebrayıl: İşgal tarihi 23 Ağustos 1993, yüzölçümü 1050 km 
  • Gubadlı: işgal tarihi 30 Ekim 1993, yüzölçümü 707 km 
  • Fuzuli: İşgal tarihi 23 Ağustos 1993, yüzölçümü 1112 km 

Türkiye Azerbaycan’la aynı kökeni, kültürü, dili, dini ve tarihi paylaşıyor. Eğer, Ermenistan Türkiye ile sınırların açılması ve işbirliği yapmak istiyorsa, önce Hocalı’da yaptıklarının hesabını vermeli, işgal ettiği Azerbaycan toraklarından şartsız çekilmeli, ‘Büyük Ermenistan’ kurmak hayaliyle Türkiye’den toprak istemesi, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tanıması ve Türkiye’ye karşı asılsız sözde soykırım iddialarından vazgeçmelidir.